A­k­s­i­y­o­n­ ­T­u­t­k­u­n­l­a­r­ı­n­ı­n­ ­K­a­l­b­i­n­i­ ­F­e­t­h­e­d­e­c­e­k­ ­7­ ­U­n­u­t­u­l­m­a­z­ ­T­a­r­a­n­t­i­n­o­ ­F­i­l­m­i­

A­k­s­i­y­o­n­ ­T­u­t­k­u­n­l­a­r­ı­n­ı­n­ ­K­a­l­b­i­n­i­ ­F­e­t­h­e­d­e­c­e­k­ ­7­ ­U­n­u­t­u­l­m­a­z­ ­T­a­r­a­n­t­i­n­o­ ­F­i­l­m­i­

Sinemanın yetenek işi olduğunu adını unutamadığımız oyunculardan zaten biliyoruz. Nitekim kamera arkasında da yeteneklerin konuştuğu bir dünyadan söz ediyoruz. 

Filmlerin arkasındaki gerçek beyinler olan yönetmenlere odaklandığımız öneri listemize, bu hafta Tarantino ile devam ediyoruz. Silahların eksik olmadığı, aksiyonun sınır tanımadığı, ustalıkla çekilmiş sahneleriyle Tarantino filmleri sinemanın apayrı bir kolu haline geldi.

Lafı uzatmaya gerek yok, Tarantino imzası taşıyan, her anıyla heyacan veren yapımları sizin için derledik. 

Kısa film denemelerinin ardından Arkadaşımın Doğum Günü isimli ilk filmiyle sinema dünyasına adım atan Tarantino, Reservuar Köpekleri ile asıl çıkışını yakaladı. Eğer La Casa de Papel gibi günümüz soygun ve suç hikâyelerinin nereden ilham aldıklarını merak ediyorsanız, bu filmi muhakkak izlemelisiniz.

Sıradan bir soygunun yoldan çıkışını konu alan bu hikâye yine Tarantino'nun kaleminden çıktı. Soygunculardan birisi polis, ancak orasını biz söylemeyelim. Bu arada Tarantino, soygun ekibinden birisini canlandırıyor. Sürprizi bol bir klasik. 

Tarantino'nun izleyicileri ve eleştirmenleri ikiye bölen bir diğer yapım da Ucuz Roman'dır. Sinemada klasik kurgu ve hikâye akış çizgisinin dışına fazlasyıla çıkan bu yapımda, iki gangsterin macerasını izleriz. Film bittikten sonra güzel bir şeyler gördüğünüzden eminseniz, zaten amacına çoktan ulaşmıştır.

O çantanın içinde nelerin olduğunu bilmek isteyecek, ancak öğrenemeyeceksiniz.

Hakkı çok yenilen, günümüzde fazlasıyla geri planda kalmış bu yapım, Rum Punch isimli romandan uyarlanıyor. Tarantino'nun senaryolaştırdığı hikâye şöyle:

Mesleğindeki son günleri yaşayan hostes Jackie Brown, nakit sorunlarıyla boğuşan sıradan bir insandır. Tam o sırada karşısına bir fırsat çıkar, yolu ülkesinin en azılı silah kaçakçılarından birisi ile kesişir. 

Başrolde bir dönemin efsanesi Pam Grier, şu sıralar Captain Marvel ve Avengers serisindeki kilit rolüyle yeni neslin gönlünde taht kuran Samuel L. Jackson ve tüm zamanların efsanelerindenRobert De Niro gibi isimler yer alıyor.

Sinema dünyasında, işi tadında bırakmak deyiminin bir karşılığı da Kill Bill serisidir. Müzikleri ve görüntü yönetmenliğindeki ustalık bir kenara, hikâyesi ve kurgusuyla unutulmazlar arasında yer almıştır. 

4 yıllık koma sürecinin ardından tekrar hayata dönen bir suikastçinin intikam öyküsünü izleriz. Tarantino, yine bizi şaşırtmayıp bu filmin de senaryosunu kaleme almıştır. Her iki film, toplamda 3 Altın Küre ödülüne layık görülmüş, tuhaf şekilde Oscar'a uzamamıştır. Ayrıca serinin üçüncü filmi, uzun bir süredir yapım aşamasında görünüyor. Muhtemelen yerinde bir karar alıp çekmeyecekler. 

2011'de her iki filmin de özel bir kurguyla birleştirildiği "The Whole Bloody Affair" sürümü de 4 saati aşan bir sinema deneyimi sunuyor. Meraklılarına duyurulur.

Bu efsaneyi izleyenlere aşağıdaki efsane sahneyi hatırlatmak isteriz:

2007 yılında vizyona giren Ölüm Geçirmez filmiyle hem izleyicilerden hem de eleştirmenlerden beklediği tepkileri alamayan Tarantino, bu kez çok daha gerçekçi bir hikâye ile karşımıza çıkıyor. 

Nazi Almanyası işgaline uğrayan Fransa'ya gidiyor, Hitler'i öldürmek için plan yapan bir grup askeri izliyoruz. Her bir sahnesi üzerine sinema okullarında okutulacak kitaplar yazılabilecek bu yapım, ömür boyu aklınızda yer etmeye aday. Bu arada Alman komutana hayat veren Christoph Waltz'ın oyunculuğu, eşine az rastlanır bir örnektir.

Soysuzlar Çetesi ile birlikte daha toplumsal konuları işlemeye başlayan Tarantino, bu kez ırkçılığı ve köleliği ele alıyor. Ancak oldukça farklı bir şekilde. Başrolde alışılmış hikâyelerin aksine siyahi bir kovboyu gördüğümüz Zincirsiz, modern sinemanın geleceğe bıraktığı miraslardan birisi niteliğinde. 

Lenorda Di Caprio ve Christoph Waltz'ın oyunculuklarıyla şenlenen yapımda amansız bir özgürlük mücadelesini seyre dalıyoruz.

Vahşi batıya kış mevsiminin acımasız soğuklarını getiren The Hatefull Eight, ödül avcısı John Ruth'un başından geçen bir dizi tuhaf olayı ele alıyor. Yakaladığı kaçak Daisy ile birlikte, gözün görmediği bir kış gününde Red Rock isimli kasabasına gidiyorlar. Bu sırada karşılarına çıkan insanlar ise tüm hikâyenin seyrini değiştiriyor.

Tarantino filmlerinin bölüm bölüm ilerleyen yapısı, izleyicileye her zaman "İzlediğin her şey kurmaca" bilinci veriyor. Bu bilinç, Tarantino filmlerinin sinemanın asıl amacına ne kadar uygun olduğunu gösteriyor. Her bir hikâyeyi bir seferde izliyor, sonunda aklımızda soru işareti kalmadan hayatımıza devam ediyoruz. 

Bu yaz vizyona girecek Bir Zamanlar Holywood'da ile Brad Pitt ve Di Caprio ilk kez birlikte kamera karşısına geçti. Tarantino'nun ilk bilim kurgu filmi Star Trek ise önümüzdeki yıllarda vizyonda olacak.

İLGİLİ HABER

Yıldızlararası'nı Yazan ve Yöneten Christopher Nolan'ın 6 Unutulmaz Filmi

Popular Articles

Latest Articles